Abone ol | Biyografi | Tüm yazıları
Seda YÜKSEL

Sosyal Özgürlük

Hepimizin haberdarı olduğu, 2019’un sonu, 2020’nin başında etkisini
gösterip ilk Çin’in Wuhan kentinde

ortaya çıkıp, bütün dünyayı tehdit eden hâl aldığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün de

(WHO) pandemi ilan ettiği, yeni tip Covid-19 Corona virüsü salgını kontrol

edilemeyen bir yayılma hızı ile tüm insanlığı etkisi altına aldı.

Ülkece ve dünyaca salgının seyrini azaltmak ve yok etmek için tüm

Sağlık çalışanları, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu üyeleri büyük bir

özveriyle çalışıyorlar.  Halkında bu konuda sağduyulu olup salgının yayılmasını

önlemek adına evlerinden çıkmamaları konusunda yetkililer tarafından gerekli

bilgilendirmeler yapılıyor. Ülkece önlemlerimizi alıyoruz. Gerek işyerlerinde,

gerek dışarıya çıktığımızda, salgından korunmak için fiziki mesafeyi koruyoruz,

maskesiz dışarıya çıkmıyoruz, komşuya, akrabaya gitmeye, bir süre ara veriyoruz.

Alınan önlemler, salgının ilk başlarında pek dikkat edilmese de ilerleyen

zamanlar da insan ölümlerinin artışının, vaka sayılarının artışının görülmeye

başlanıldığın da durum hayli ciddiye alınmaya başlanıldı. Bu durum toplumda

salgının ciddiyetinin insanlık adına ne kadar tehlike arz ettiğinin bilincine varıldı,

önlemler hat safhaya alındı (birçok şehirlere giriş- çıkışlar yasaklandı,

20 yaş altı ve 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağı getirildi, maske takmak

zorunlu hale getirildi, eğitimde uzaktan öğretime geçildi, kafeler,

katedraller/alışveriş merkezleri kapatıldı vb.) gibi…

Durum böyle olunca, insan yaşamında büyük yer kaplayan sosyal özgürlük

dediğimiz birçok ortamdan mahrum kaldık, gerek zaman harcadığımız

kafelerden, tutkusu olduğumuz olmazsa olmaz alışveriş merkezlerinden,

yüz yüze eğitimimizden, yakınlarımızla şunu da yapalım, şuraları da gezelim

dediğimiz tüm aktivelerimizden ve en önemlisi de sevdiklerimizden uzakta kaldık…

Toplum olarak tabiri caizse, neye uğradığımızı şaşırdık neydik ne olduk hakikatten,

bir an da kendimizi evlerimizden çıkamamak durumunda kaldık. Aslında burada

bir küresel mesaj var dikkat ettiyseniz; tüm insanlık adına.

Bu durumda insan ne kadar sabrebilir. Sen ne kadar sabredebilirsin?

Mesela kafelere gitmeden yaşamak ne kadar mümkün?

Marshall Mcluhan’ın da dediği gibi “araç mesajdır” kavramı.

Araç, insanın bu dünyada sahip olabildiği tüm uzantılardır, statü, giyim kuşam,

ev, sosyal çevre vs. Yani, sırf mesaj vermek için, kimi kafelere gidip,

bende buralarda takılıyorum mesajı sergileyip bir kahveye 20 lira vermek,

sahiplik mi oluyor, yoksa bu gösteriş hengâmesin de yaşayıp gitmek mi oluyor?

Size bırakıyorum.

Kimileri o kadar alışmış ki dışarıya sosyal hayata içeride yaşayamıyor

“ben çok sıkıldım, bunaldım, ev de yapamıyorum” vs. sözleri duyuyoruz

çevremizden. Sıkılmış olduğun şey nedir? Tüketmeden, yapamamak mı,

ekonomiye canlılık katamadığından mı, ihtiyacın yokken hadi onu da

alayım demek mi, bir kahveye 20 lira verememek mi sıkılmak?

Dünyada, onca insanın, çocuğun açlıktan, veya donarak öldüğü böyle bir kainatta,

sen ise evde oturmaktan sıkıldığını söylüyorsun şanslısın ki, bu amansız

bir salgında barına bileceğin bir evin var. Fikrimce tam da nefsimizi sorgulama

zamanı, neye sahipsin, ya da neye sahibiz elimizde tüm imkanlar var, internet,

kitap, telefon vs her seye sahibiz. İşte tamda okuyamadığın kitabı okuma zamanı,

zamanın olmadığından yapamadığın işleri tam da yapma vakti.

Vakit önemli mefhum/kavramdır iyi değerlendirilmeli.

Fırsatını bulamayıp yapamadığın şeyleri yapmanın tam da vakti.

Bu küresel salgının bitiminde artık eskisi gibi olmayacak birçok şey.

Hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz fakat hayata artık

farklı bakacağız mesela yaşamak, yaşamak insanlık için kıymetli olacak,

sağlığımıza daha dikkat edeceğiz, birçok şeye artık farklı bakacağız

daha bilinçli bir şekilde davranacağız, mesela fast food/ hazır yemekleri

hayatımızdan biraz olsun azaltabiliriz dolayısıyla da ne yediğimizin

ne yemeyeceğimizin farkına varacağız. Daha bilinçli toplum olabiliriz.

İnsan sağlığı daha fazla önemli olacak, neyi tükettiğimize daha dikkat edeceğiz gibi.

Hasılıkelam kısacası, hayat salgın sonrası eskisi olmayacak

belki ama, yaşamak insanlık için kıymetli olacak, her zamankinden daha fazla…

Nazım Hikmet’in mısralarında yer verdiği gibi;

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Sevgi ve sağlık ile...

Yazarın diğer yazıları
Çok Şey Yaşıyoruz17 Mart 2020 Salı
“ Bir Ömür Glutensiz ”2 Aralık 2019 Pazartesi
Ah Bu İşsizlik!20 Kasım 2019 Çarşamba
Nabzımız Siyaset2 Kasım 2019 Cumartesi

Samsun Olay | Doğru ve hızlı haber: 'İlk bizden duyarsınız...'

Son Dakika Haberler

Eyvah! Hakiki Oflular bir araya geliyor!

Manşet Haberler

Eyvah! Hakiki Oflular bir araya geliyor!